Alkali Suyun Faydaları

• Alkali su vücut için gerekli alkali mineralleri içerir. Bu sayede hem vücudun pH dengesini hem de mineral ihtiyacını karşılamış olur.

• Alkali suyun moleküler küme yapısı küçük olduğu için, hücresel seviyede vücudu yaklaşık altı kez daha fazla hidrate eder (su ekler) ve detoks etkisi yaratır.

• Alkali su, ORP değeri düşük olduğu için her nevi paslanmayı engelleyici yani antioksidan güce sahiptir.

• Alkali suyun oksijen (O2) iceriği daha yüksektir. Bu sayede vücuda daha fazla oksijen (O2) taşıyabilmektedir.

• Alkali su vücuttaki birikmiş asidik ve toksinli atıkları dışarı attığı için kilo vermeye yardımcıdır.

• Alkali su kandaki bikarbonat (HCO3) miktarını koruduğu için yaşlanmayı yavaşlatır.

• Alkali su iyileştirici gücü sayesinde vücudun enerji seviyesini yükseltir.

• Alkali su ile pişirilen gıdalar hem daha lezzetli hem de daha faydalıdır.

• Alkali su, un gibi malzemelerle daha iyi ve rahat karışır.

• Alkali su mevsimsel alerjilerin azalmasını sağlar.

Ayrıca:
Alkali Su Yemek Sonrasında Rehavetin Oluşmasını Önler
Gastrit özsuyunda bulunan hidroklorik asit (HCl) mide pH’ını kontrol ederek yaklaşık 1-1,8 civarında kalmasını sağlar. Midenin asidik ortamı protein sindirim enziminin aktive olmasına ve sterilizasyonu sağlamaya yardımcı olur.

Alkali su içtikten sonra kısa bir süre pH’ı yükselse bile, mide otomatik olarak hidroklorik asit üreterek mide pH’ını tekrar eski değerine getirir.

Eğer hidroklorik asit (HCl) mide asidini sabit tutabiliyorsa, bu durumda alkali su içmenin etkisi tartışmalı bir hale mi gelmektedir? Bu sorunun yanıtı midenin nasıl güçlü hidroklorik asit (HCl) ürettiği anlaşılarak verilebilir. Midenin bu kadar güçlü hidroklorik asidi (HCl) nasıl üretebildiği çok dikkat çekicidir. Aslında bu kadar güçlü bir asidi barındıracak hiçbir kese bulunmadığı için hidroklorik asit (HCl) sadece ihtiyaç duyulduğunda üretilir.

Hidroklorik asidi (HCl) oluşturan maddeler tuz (NaCl), karbondioksit (CO2) ve sudur (H2O). Mide duvarı bu ürünleri kullanarak hidroklorik asitle (HCl) birlikte, kanı dışarı göndermek üzere alkali bir madde olan sodyum bikarbonatı (NaHCO3) da üretir. Vücutta bir şeyi asidik yapabilmek için aynı zamanda vücudun başka bir yerinde alkali üretmek zorunlu görünmektedir.

İçilen alkali su midedeki asidik ortamdan dolayı, ama aynı zamanda üretilen sodyum bikarbonat (NaHCO3) kanın pH değerini yükseltir. Buna karşın kanın pH değeri ne kadar alkali su içilirse içilsin sabit kalır. Kan pH’ı kontrol ettiği için böbrekten atık madde filtre etme sürecinde fazla yükselmez.

Midede asit üreterek kana alkali gönderen organın pankreas olduğu unutulmamalıdır.

Midede sindirilen besinler bağırsaktan geçer. Mide asidinden dolayı sindirilen gıdalar bu aşamada oldukça asidiktir ve bağırsaklardan geçmeleri durumunda bağırsaklar zarar görecektir. Bu nedenle pankreas, midenin tersine, mideden gönderilen gıdaları nötralize eder. Bunun için de tuz (NaCl), karbondioksit (CO2) ve su (H2O) kullanarak sodyum bikarbonatı (NaHCO3) üretir.

Yemekten sonra oluşan rehavetin en önemli nedenlerinden biri budur. Hidroklorik asit (HCl) kana karışır ve kanın asitleşmesiyle kişi kendini uykulu hisseder. Uyku sindirim anında veya organların hızlı sindirim yaptıkları süreçte değil, yemeklerin sindirildikten sonra mideyi terk ettiği sırada oluşur. Yemek sonrasında rehavetin çökmemesi için, yemek yemeden yarım saat önce ve yedikten 1 saat sonra bir bardak alkali su içmek yararlıdır.

Alkali Su Egzersiz ve Banyo Sonra Yorgunluğu Önler
Hergün üç-dört saatin üzerindeki egzersiz fazla reaktif oksijen türlerinin üretilmesine yol actığı için vücuda sakıncalı olabilir. Uygun miktarda egzersiz yapmak kasları geliştirir ve enerji miktarını artırır. Ayrıca tüm vücudun ve kanın ısısını artırmak kılcal damarları açar, ısınmış kan da katılaşmış asidik atık maddeleri eritir.

Bazen banyo ya da egzersiz sonrasında bir baş ağrısı oluşur. Bunun nedeni ısıdan dolayı kapalı olan kılcalların acılması ve atıkların kanda çözünmesi sonucunda kendimizi yorgun hissetmemizdir. Ayrıca “Ondol”da (Kore tarzı sıcak taban) uyumak ya da uzak kızılötesi ışınları yayan şiltede yatmak da egzersizle aynı etkiyi yaratır.

Eğer böyle bir durumda kişi alkali su içerse baş dönmesi ortadan kalkacaktır, çünkü asidik atıklar kanda çözündüklerinde nötralize olacaklardır ve bu sayede üre yoluyla hızlıca vücuttan atılacaklardır.

Alkali Su İçebileceğimiz Kozmetik
Asidik atıklardan dolayı oluşan yoğun kümeleşmiş kütleler kan akışının düzensizleşmesine neden olur. Kan akışının düzensizliği arttıkça kılcalları tahrip eden reaktif oksijen türlerinin üretimi de artar ve bu durum döngünün daha da kötü olmasına neden olur. Cildin elastikiyetini kaybetmesi, kuruması ve kırışıkların artması bundan ileri gelir.

Cildi yumuşatan kozmetikler sayesinde kırışıklıklardan bir nebze de olsa kurtulabiliriz, ancak temel neden var oldukça kısa bir süre sonra eski durumlarına geri döneceklerdir.

Alkali su içerek asidik atıkların vücuttan uzaklaştırılması sayesinde kırışıklıklardan kurtulmak mümkündür. Ayrıca alkali su, yaklaşık altı kez daha fazla hidrate etme özelliği sayesinde cildin nemini de korumaktadır.

Alkali Su ve Hamilelik
Burada “toksin” sözcüğüyle, sağlıklı ve temiz bir vücutta bulunmaması gereken her şeyi kastediyoruz. İki tür toksin vardır: İlki, bizim dışımızda oluşmaya başlayan ve çeşitli yollarla -uranyum radyasyonu gibi dünyanın doğal kaynaklarından oluşanlar- vücudumuza giren toksinlerdir. İkincisi ise gıda, hava ve sudaki kirlilikten dolayı vücuda alınan toksinlerdir.

Toksinlerin birikimi henüz anne karnındayken başlar. Eğer normal hücreler kaza ya da toksin gibi nedenlerden dolayı bozulmazsa, vücut hücreleri en sağlıklı bebeğin dünyaya gelmesini sağlar. Eğer anne adayı sigara içer, alkol alır ve sağlıksız gıdalar yerse, bebeğin ilk toksinli maddesi hazırlanmış demektir. Anne adayının sağlıklı beslendiği, yeterli egzersiz yaptığı ve stresten kaçındığı durumlarda, olağandışı bir gelişme söz konusu değilse, çok sağlıklı bir bebek dünyaya gelebilir. Günümüzde hiçbir bebek, maalesef kirliliğe hiç maruz kalmadan dünyaya gelememektedir. Ancak önemli olan, bebeğin doğmadan önce toksinli maddelerden ne kadar etkilenmiş olduğudur.

Her bebeğin doğduktan sonra yediği ve ictiği gıdalardaki kimyasallardan vücudun kullanıp sindiremediği toksinler derinin altında depolanır.

Ayrıca hamile bayanların vücutlarındaki alkali mineraller, asidik metabolizmayı nötrlemek amacıyla azalır. Bu nedenle de kanları asidik olmaya başlar. Sabahları yaşanan mide bulantıları da genellikle bu durumdan kaynaklanır. Alkali su içerek kanları alkaliye dönen hamile bayanların sabah bulantılarının yanı sıra kanın asidik olmasından dolayı oluşan diğer rahatsızlıkları da ortadan kalkar.

Alkali Su İdrar ve Amniyotik Sıvının Özelliklerini Dönüştürür
Çocukların idrarlarında organik asit gibi metabolik ürünler oldukça düşük oranda bulunur. İdrarın neredeyse renksiz ve kokusuz olmasının nedeni budur. Yetişkinlerin idrarları ise daha koyu ve ağır kokuludur.

Aradaki fark çocukların metabolizmasının daha dirençli olmasından kaynaklanır. Güçlü metabolizma sayesinde organik asit gibi maddeler idrara neredeyse hiç karışmaz. Yetişkinlerde ise metabolizma yavaşlar ve atık maddeler idrar yoluyla atılmadan önce yok edilemezler.

Yapılan bir çalışmada, on gün boyunca alkali su içen yetişkinlerin idrarlarındaki asidik metabolik akışkan ölçülmüş ve önemli ölçüde azaldığı görülmüştür. Bu alkali suyun insan vücudunun metabolizmasını genel olarak iyileştirdiğinin bir işaretidir. Alkali su, idrarın yanı sıra amniyotik sıvının bileşenlerini de dönüştürür.

Hamilelik sırasında bebek anne karnında alkali bir ortamda yaşar. Bebek “amniyotik sıvısı” denen bu koruyucu sıvı içerisinde yüzer. Amniyotik sıvının görevi bebeğe rahim içinde rahat bir ortam sağlamaktır. Hayati önem taşıyan bu sıvı bebeği dış etkenlerden, enfeksiyonlardan korur. Anne adayının düzensiz metabolizması olması halinde amniyotik sıvıdaki laktik asit (CH3CHOH-COOH) konsantrasyonu artar. Fetüsün düzgün bir metabolizması olmadığından bu koşullarda sağlığı tehlike altındadır.