En İyi Antioksidan – Hidrojen

Kendi elektronunu verdiği halde serbest radikal haline dönüşmeyen tek antioksidan hidrojendir (H). Elektron verir, oksijeni (O2) yakar ve çok güçlü bir antioksidan haline gelir. Ayrıca çok küçük olduğu için vücuttaki her yere rahatlıkla girebilir. Taze organik yiyeceklerde yüksek miktarda hidrojen (H) vardır, ancak pişirme işlemi negatif iyonların büyük kısmının kaybolmasına neden olur.

İnsan kanı, salyası ve idrarında yapılan testlerde, birçok insanda (özellikle yaşlandıklarında) düşük miktarda hidrojen (H) bulunmuştur. Bunun anlamı, neredeyse herkesin aşırı derecede okside olmuş bir bünyeye sahip olmasıdır. İşte bu elektron eksikliği çeşitli hastalıklara neden olur. İnsan vücudundaki hücrelerde biyolojik savunma geçerlidir; virüsler, bakteriler, mantarlar ve parazitler hücrelerimiz sağlıklıysa hücre savunmasını geçemezler.

Vücudumuzdaki elektron miktarını artırarak, zararlı organizmaların yaşamasını engelleyebileceğimiz gibi bağışıklık sistemimizi iyileştirerek serbest radikallerin, toksinlerin arıtılmasını da sağlayabiliriz. Tıp bilimi bağışıklık sistemine hücum eden virüslerle mücadele etmek için büyük mali bütçeler gerektiren araştırmalar yapmaktadır. Oysa asıl yapılması gereken biyolojik savunmayı güçlü hale getirmektir.

İdeal olarak insan vücudunun alkali olması gereklidir. Ancak yediğimiz yiyeceklerle vücudumuz aşırı asidik hale gelmektedir (örneğin, kanser hastalarının vücutlarında fazla miktarda amonyak (NH3) bulunur). Mikrop ve virüslerin yaşayamayacağı ortamlar yaratılarak hastalıkların önüne geçilebilir. Kanser hücrelerinde hemen hemen hiç hidrojen (H) bulunmaz, vücuda bol miktarda elektron alınarak kansere karşı dayanıklılığı artırmak mümkündür.

Japon bilim insanı Dr. Hidemitsu Hayashi’nin araştırmaları, sudaki hidrojen içeriğinin azaldığını ve bizlerin artık sağlığımızı güçlendiren birçok etkisinden yararlanamayacağımızı belirtmektedir. Hidrojen yönünden zengin su içmek genel sağlık ve canlılık için önemlidir. Yaşlanma sürecini kesinlikle yavaşlatır ve daha iyi sağlık şartlarında uzun yaşamanızı sağlar. Detoks yapmanıza yardımcı olur ve bu sayede kendinizi daha iyi hissedersiniz. Sağlıklı ve uzun bir yaşam, genç ve sağlıklı olmak olarak tanımlanabilir; bunun anahtarı ise hidrojen yönünden zengin sulardır.

Hidrojen yönünden zengin su genel sağlığınıza ilave enerji katkısı sağlar. Hidrojen yönünden zengin sular hastalıklar ile savaşmada ve tedavi sürecinde güçlü antioksidan ve etkili bir serbest radikal gidericidir.

Hidrojen yönünden zengin suların faydaları:
1. Serbest radikalleri yok eder ve erken yaşlanmayı önler.

2. Doymuş yağ oranını ve kolesterol seviyesini düşürür.

3. Hidrasyonu ve tüm besinlerin etkinliğini arttırır.

4. İç ve dış ülserlerin ve metabolik düzensizliklerin iyileşmesine yardım eder.

5. Tüm vücudu detoksifiye eder. Genel olarak daha iyi hissedilir.

6. Selülitten kurtulmayı ve yaraların daha hızlı iyileşmesini sağlar.

7. Hepatit ve siroz rahatsızlıklarında karaciğer fonksiyonlarının iyileşmesini sağlar.

8. Kötü huylu tümörlerin iyileşmesine yardımcı olur.

9. Kan şekeri seviyesinin düzelmesine yardımcı olur.

Peki bunu nasıl yapar?
C vitaminin keşfi ile Nobel ödülünü kazanan Albert Szent-Gyorgyi, “Hidrojen yaşamın yakıtı” demiştir. Tüm yediğimiz gıdaların bize tek bir katkısı vardır. Karbonhidratların üçte biri hidrojen, üçte biri oksijen ve geriye kalan üçte biri de karbondur. Vücudumuzda “dehidrojenaz” adı verilen enzimler vardır ve görevleri yediğimiz gıdalardaki hidrojeni serbest bırakmaktadır.

Bu sayede hidrojen oksijen tarafından yakılır, enerji serbest kalır ve karbon ile oksijen hidrokarbonlardan ayrılarak nefes yoluyla vücuttan uzaklaştırdığımız ve bitkilerin aldığı karbondioksit gazını oluşturur. Bu döngüye “Krebs döngüsü” denir. Hidrojen vücudumuzu ve aynı zamanda güneşi de işleten enerji kaynağıdır.

Albert Szent-Gyorgyi bunun yanı sıra hidrojenin canlı sistemlerde elektronların taşıyıcısı olduğunu ve ayrıca elektronların hidrojene bağlanmaması durumunda vücutta hiçbir yere taşınamayacaklarını bildirmektedir. Hidrojen tüm kimyasal reaksiyonlarda elektronların taşıyıcısıdır.

Dr. Flanagan ise yaptığı araştırmalarda suyun içerdiği minerallerin öneminin yanı sıra onların negatif iyonize hidrojeni taşımasının uzun yıllar sırrını araştırdığı Hunza Suyunun şifalı etkisini açıkladığını belirtmiştir. Bunu keşfettikten sonra Fransa’da bulunan Lourdes, Almanya’da bulunan Baden Baden gibi şifalı suların da negatif hidrojen iyonları yönünden zengin olduklarını görmüştür.

Hidrojen yönünden eksiklik yaşamayan insanlar, işlem görmemiş ve pişirilmemiş organik çiğ gıdalar yiyen ve hava kirliliğinin olmadığı şehir merkezlerinden uzak yaşayan insanlardır. Eğer taze organik çiğ gıdalar yer ve içersek hidrojen takviyelerine ihtiyaç duymayız.

Hidrojen doğal olarak tüm canlı organizmalarında bulunur ve “nutrasötik” olarak adlandırılır. Bunun anlamı farklı yollarla vücut fonksiyonlarına etki eden unsurları sağlayan ürün olmasıdır (bir hastalığı tedavi ederken kullanılan fonksiyonel gıda). Serbest radikalleri nötralize edebilmek bolca elektrona ve insan vücudunda kullanılan her enzim reaksiyonu için serbestçe elektron veren iyonize negatif hidrojene ihtiyacımız vardır.

Eğer sadece işlem görmüş ve pişmiş gıda yerseniz hidrojeni sadece karbonhidratlardan, lipidlerden ve proteinlerden alabilirsiniz. Bu durumda da elde edilecek enerji ile vücudu minimum düzeyde hareket ettirebilecek enerjiye sahip olursunuz, ancak bu enerji ile serbest radikallerin zararlarından kendinizi koruyamazsınız.