Antioksidan ve Serbest Radikal

Serbest Radikaller
Yaşlanma sürecinin en önemli unsurlarından biri serbest radikallerin hücrelerimiz ve DNA’mıza verdiği zararlardır. Serbest radikaller, vücudumuza ve hücrelerimize sürekli olarak hücum ederek negatif yüklü elektron çalmak isterler.

Eğer vücudumuzda yeteri kadar antioksidan yoksa bunu doğrudan hücrelerden alırlar. Bütün antioksidanlar değişik biçimde elektron verirler; örneğin C vitamini elektron verir, ancak kendisi okside olarak serbest radikal haline dönüşür ve elektron çalma güdüsüne sahip olur.

Reaktif Oksijen Türleri (ROT):
Reaktif Oksijen Türlerinin (Reactive Oxygen Species-ROS) kimyasal yapıları oksijenden biraz farklıdır. Oksijen atomunun çekirdeğinde dönen elektronların kararlılığı çift yapılı olmalarından ileri gelir. Reaktif oksijen türlerinin atomlarında ise çift elektron yoktur. Bu nedenle kararlı hale geçebilmek için diğer maddelerden elektron çalmaya çalışırlar.

Vücut içerisinde enerji üretim süreci esnasında doğal olarak ortaya çıkan yabancı maddeler beyaz kan hücrelerinden ayrıştırılırken reaktif oksijen türleri kullanılır. Ancak fazla üretilen reaktif oksijen türleri vücut için son derece zararlıdır.

Vücutta fazla reaktif oksijen türlerini yok eden bir enzim sistemi bulunur. Ancak vücudun bir kez yüksek oranda reaktif oksijen türlerini üretmesi durumunda oluşacak hasarların geri dönüşü yoktur. Hücreden dışarı taşan, bakteri ve virüsleri yok edebilen aşırı güçteki her fazla reaktif oksijen türü, bağırsakların yanı sıra kan damarlarının iç duvarlarına da saldıracaktır.

Fazla ROT Ne Zaman Üretilir?
Vücutta en fazla reaktif oksijen türlerinin üretildiği dönem, insan vücudunda kan akışının aşağıda belirtilen nedenlerden dolayı geçici olarak durup tekrar akması (reperfüzyon) durumunda gerçekleşir.

Kan akışının durduğu durumlardan birisi organ nakli veya kalp ameliyatıdır. Bu süreçler sırasında kan akışının yeniden başlaması reaktif oksijen türlerinin üremesine neden olur. Bu gibi durumlarda reaktif oksijen türlerinin üretimi son derece fazladır; bu nedenle organ nakli yapıldıktan sonraki ilk günlerde meydana gelen ölümler, doku uyuşmazlığından ziyade, vücutta fazla reaktif oksijen türlerinin üretiminin neden olduğu yan etkilerden kaynaklanmaktadır.

Bazı egzersizler esnasında veya stres altında iken sağlıklı insanlar da kan akışı duraklaması ve tekrar akış sürecini yaşamaktadırlar.

Stres organizmanın kendini koruma mekanizmasıdır. Hayvanların ve insanların düşman karşısında savaş yetenekleri en üst seviyeye ulaşır. Bir kavga durumunda da vücut aynı fizyolojik tepkileri vermektedir.

Stres altına girdiğimizde ilk önce sempatik sinir hücrelerimiz (vücudu gerilime hazırlayan, stres durumunda etkin olan hücreler) etkilenir. Bu durum adrenalin adı verilen hormonların salgılanmasına neden olur. Adrenalin kas gücünü artırır. Bunun sonucunda daha hızlı nefes alıp verilir, kan şekeri yükselir, nabzın artmasından dolayı kan basıncı artar ve vücut kavga için hazır hale gelir.

Bu gibi stresli durumlarda vücut maksimum hareket edebilme yeteneği kazanabilmek için tüm kan akışını kalp ve kaslarda yoğunlaştırır. Bu durum iç organların kan akışından yoksun kalmalarına neden olduğu için nefes almak zorlaşır ve kan asidik olmaya başlar.

Kanın asitleşmesinden dolayı esnekliğini kaybetmiş kırmızı kan hücreleri kılcal damarlara geçmekte zorlandıkları için tıkanma ve nüfuz etme arasında gidip gelen bir durum yaşanır. Kırmızı kan hücrelerinin kısmi olarak damarı bloke etmesi durumunda, kırmızı kan hücre membranlarını yok etmek için yüksek oranda reaktif oksijen türleri üretimi başlar. Sonuçta kırmızı kan hücreleri kısır döngüye girerek daha da katılaşır. Örneğin gastrit, midenin iç yüzeyinde stresten dolayı oluşan reaktif oksijen türlerinin verdiği hasardan kaynaklanan bir rahatsızlıktır.

ROT Üretilmesine Neden Olan Stresli Bilgisayar Oyunları
Stres vücudun asidikleşmesine neden olan durumlardan biridir. Günümüzde çocukların saatlerce bilgisayar başında oyun oynamaları son derece sık karşılaşılan bir durumdur. Bu oyunlar araba yarışları, spor karşılaşmaları ya da uzaylılarla savaş gibi konuları içeren oyunlardır ve çocukları bilgisayar başında strese sokmaktadır. Ayrıca yol açtığı stresin dışında saatlerce hareketsiz kalan çocukların kanlarının da hareket etmemesine neden olmaktadır. Bu durum da obeziteye yol açabilmektedir.

Reaktif Oksijen Türleri ve Yaşlanma
Vücudumuzda görevleri birbirinden farklı 250’den fazla hücre türü bulunmaktadır. Bunların arasından özellikle iki tanesi reaktif oksijen türlerinin neden olduğu oksidatif (oksitleyici gücü olan) strese karşı zayıftır. Bunların ilki, dolaşım sisteminin tüm yapılarının iç yüzünü örten endoteryal hücrelerdir. Damar sertliği endotelyal hücrelerin reaktif oksijen türleri yüzünden tahrip edilmesi sonucu ortaya çıkan semptomlardan biridir.

Reaktif oksijen türlerine karşı zayıf olan ikinci hücre türü ise beyin hücreleridir. Beyin o kadar çok oksijene ihtiyaç duyar ki, soluduğumuz oksijenin yaklaşık % 21’i beyine gönderilmektedir. Buna bağlı olarak miktarı artan reaktif oksijen türleri beyin hücrelerini kendisine hedef olarak görür.

Beyinin ihtiyaç duyduğu bu yüksek oksijeni karşılama açısından kanın akış düzeni de son derece önemlidir. Beyindeki kan damarlarında bulunan endotelyal hücrelerine zarar veren oksidatif stres kanın akış düzenini bozmaktadır. Zaten çok hassas olan beyin hücrelerini ya daha zayıf yapmakta ya da yok etmektedir.

Kan akışında meydana gelen sorunlar, beyinde oluşan bunama ve Alzheimer gibi sorunların nedeni olarak görülmektedir.

Kan akışının hasara uğramasıyla oluşan reaktif oksijen türleri dokularda da hasarlara yol açmakta ve bu durum tüm vücudun yaşlanmasına neden olmaktadır. Reaktif oksijen türlerini yok edebilen yapılandırılmış su bunama ve Alzheimer gibi hastalıkları önleyebilmektedir.

İnsan Vücudunun ROT’yi Yok Etme Yöntemi
İnsan vücudunun fazla reaktif oksijen türleri ile baş edebilmesi sağlığımız bakımından son derece önemli bir konudur. Sahip olduğumuz bazı enzimler reaktif oksijen türlerini yok edebilmektedir.

Ayrıca vücudu korumak için C ve E vitaminleri, beta karoten, flavonoidler, polifenoller ve katesin gibi bağırsaklarda emilebilen küçük moleküler antioksidan enzimler alınabilir.

C ve E vitaminleri kolayca tüketilebilmektedir. Ancak E vitamini yağda çözünen bir vitamin olduğu için fazla alınması sakıncalıdır. C vitamini ise suda çözündüğü için fazla alınması durumunda vücuttan atılabilmektedir. Bu durum C vitamininin en önemli antioksidan olmasını sağlar.

Son dönemlerde yapılan açıklamalara göre, reaktif oksijen türleri özellikle mitokondrideki DNA’ya hasar vermekte ve yaşlanma, kanser ve diyabet gibi dejeneratif hastalıklara neden olmaktadır.

Reaktif oksijen türleri ultraviyole ve radyoaktif ışınlar, hava kirliliği, kimyasal maddeler (örneğin sigara, tarımda kullanılan kimyasal ve zirai ilaçlar, işlem görmüş gıdalar ve klor bileşenleri) gibi etkilerden dolayı vücudun dışında da oluşmaktadır. Çağımızda insanlar ozon tabakasının incelmesinden dolayı yeryüzüne ulaşan ultraviyole ışınlarından, aşırı stresten, farklı çevresel kirliliklerden ve kimyasal maddelerden dolayı reaktif oksijen türlerinin üretildiği bir ortamda yaşamaktadır.