Suyun moleküler yapısı küçük ve altıgen kümeler halinde olması

Altıgen su molekülü birbirinden ayrı altı H2O molekülünün uyumlu birbiçimde, daireye benzer şekilde oluşturduğu özel bir düzendir. Bu düzen karmaşık bir kristal ağın temelidir ve pek çok altıgen su molekülünün bir araya gelmesinden oluşmaktadır.

Araştırmalar altıgen su moleküllerinin biyolojik organizmalar arasında çok daha kolay hareket ettiğini göstermektedir. Altıgen su besinsel emilimi artırır ve metabolik atığın atılmasını destekler. Altıgen yapıyla birlikte suyun küme boyutları da küçülür. Bu molekül ünitelerinin daha küçük boyutta oluşundan ve hücresel yapıya daha kolaylıkla girip çıkabilmelerinden kaynaklanmaktadır. Altıgen yapının hücresel iletişimi artırdığı da tahmin edilmektedir.

Bilim insanları sağlıklı insanların hücrelerinde altıgen yapıda su bulunduğunu, sağlıksız insanların hasta ve anormal hücrelerinde ise altıgen yapıdaki suya rastlanmadığını gözlemlemişlerdir.

Suyun altıgen yapısını ilk keşfeden ve geliştirdiği “Moleküler Su Çevre Teorisi”* (Molecular Water Environment Theory) ile önemine işaret eden Prof. Dr. Mu Shik Jhon’ın** (Kore Bilim ve Teknoloji Enstitüsü’nde profesör) calışmaları, Nükleer Manyetik Rezonans (NMR) yöntemiyle kanıtlanmıştır.

* Prof. Dr. Mu Shik Jhon moleküler su çevre teorisini ilk kez 1986 yılında bir sempozyumda sunmuştur.

** Prof. Dr. Mu Shik Jhon 1932 yılında Kore’de doğmuştur. 2004 yılına kadar Kore Bilim ve Teknoloji Akademisi Başkanı ve Kore İleri Bilim ve Teknoloji Enstitüsü’nün fahri başkanı olarak görev yapmıştır. Su araştırmaları konusunda dünya capında tanınan bir yazardır. Altıgen su teorisinin keşfinin yanı sıra kanser ve yaşlanma arasındaki ilişkiyi de açıklamıştır (daha fazla bilgi için bkz. Prof. Dr. Mu Shik Jhon’un The Water Puzzle and The Hexagonal Key (Su Bulmacası ve Altıgen Anahtarı) adlı kitabı).

Su Kümelerinin Altıgen Yapıda Olması
Su moleküllerinin birbirleriyle olan gruplaşmasına “küme” adı da verilmektedir. Günümüzde doğal kaynak suyunun kümesinde su molekül kümeleri 40 ile 50 su moleküllü yapıdadır. Yeniden yapılandırılan suyun küme yapısı ise 6 su molekülü içeren altıgen yapıya dönüştürülür. Çünkü bir insanın hücresinin bağlantılı olduğu yaklaşık 70.000 molekülün % 60- 65’ini altıgen su molekülleri oluşturmaktadır.

Su molekülü kümelerinin yapısında yaratılan fiziksel değişiklik sayesinde suyun en önemli özelliği olan çözücülük kabiliyeti ortaya cıkar. Suyun çözücülük kabiliyetinin artmasıyla şu değişiklikler meydana gelir:

1. Suyun temas ettiği yüzeylerde kireç taşı oluşmasını, su borularının tıkanmasını önler. Uygulamaya devam edilirse, su sisteminde ve su borularında daha önceden oluşmuş kireç taşlarını, pasları ve tortuları zaman içinde otomatik olarak temizler.

2. Suyun salgın hastalıklara neden olan mikroplarını temizler ve yosun tutmasını önler.

3. Suyun pas yapma özelliğini ortadan kaldırır.

4. Suyun içerdiği tüm inorganik kirleticileri (arsenik (As), kurşun (Pb), bor (B), kadmiyum (Cd), bakır (Cu), cıva (Hg), nikel (Ni) gibi), yüksek uçucu halo hidrokarbon (CxHy) (triklorometan, dibromoklorometan ve toplam thm gibi sadece karbon (C) ve hidrojen (H) atomlarından oluşan organik bileşik) kirleticileri ve tüm anyon kirleticilerini (bromat (BrO3)), toplam siyanidler, şorit, nitrat (NO3), nitrit (NO2) ve amonyak (NH3) gibi zararsız hale dönüştürür.

5. Suyu kokusuz, renksiz, tatsız ve berrak yapar.

6. Suyun kendi kendisini temizleyen su;

a. Enerjik su,

b. Doğal iyonize su,

c. Anti-bakteriyel su,

d. Doğal antiseptik su,

e. Doğal dezenfektan su,

f. Doğal antioksidan su,

g. Evrensel temizleyici su haline dönüşmesini sağlar.