Suyun oksijen yönünden zengin olması

Oksijenin (O2) insan vücudunda taşınması hemoglobine bağlıdır. Akciğere daha fazla oksijen (O2) girdiğinde, gaz halindeki oksijeni (O2) kabul etmek için kan akışı hemen artar. Ancak akciğere aşırı oksijen (O2) girdiğinde kan akışını sağlayan organizmalar bozulur. Bu nedenle, yüksek basınclı oksijen (O2) kullanımına sadece acil durumlarda izin verilir. Havadan daha fazla oksijen (O2) alınsa bile hemoglobin miktarı artırılmadan oksijenin (O2) tümü etkili bir biçimde kullanılamaz, çünkü kanda çözünen oksijen (O2) miktarı Henry Yasası ile sınırlanır.

Ancak oksijenli su içmek buna alternatif olarak gösterilebilir. Suda çözünmüş oksijen, stabil olması nedeniyle aktif oksijenden farklıdır.

Suda çözünmüş oksijen (O2) akciğerden değil, doğrudan kan damarlarından hücrelere aktarılır. Bunun birçok avantajı vardır; çok fazla içilse bile hiçbir yan etkisi bulunmaz, çok etkili ve aynı anda birçok yere oksijen (O2) taşınmış olur. Dr. Maria Zoital, oksijenli su içiminin karaciğerdeki oksijeni (O2) nefes almaya kıyasla altı kat artırdığını ileri sürmektedir (‘‘Literary Review of Oxygen Therapy’’-Oksijen Terapisinin Edebi İncelemesi, Haziran 1992). Dolayısıyla yeterli miktarda çözünmüş oksijen içeren su sağlık için son derece faydalıdır.

Oksijen (O2) yönünden zengin suyun faydaları: Vücuda daha fazla oksijen (O2) taşınmasını sağlar, kandaki oksijen (O2) miktarını artırır, zararlı mikroorganizmaların yok edilmesine yardımcı olur, bağışıklık fonksiyonlarını güçlendirir, karaciğerin detoksifikasyon gücünü artırır, tansiyonu dengeler, yorgunluğun geçmesini hızlandırır, erkeklerde cinsel fonksiyonları düzenler, insan vücudundaki tüm metabolizmayı destekler, kişinin kendisini daha enerjik hissetmesini sağlar, konsantrasyonu artırır, kilo kaybına yardımcı olur, yaşlanmayı yavaşlatır ve biyolojik olarak terse çevirir.

Oksijenli Su - Farklılıkları
Sudaki oksijen (O2) miktarı “ppm” (milyonda bir parcacık) olarak ifade edilir. Çeşitli sulardaki oksijen (O2) miktarları aşağıdaki gibidir.

Şehir şebeke suyunda 0-4 ppm,

Şişe suyunda 2-7 ppm,

İyi kaynak suyunda 4-7 ppm,

Damıtılmış suda 7-10 ppm,

Oksijenize suda 12+ppm,

İyi oksijen içeren suda 30-50+ppm’dir.

Şehir şebeke suları arıtma işleminden sonra dezenfekte edilmek üzere klorlaşmaktadır ve bu nedenle musluk suyunun oksijen (O2) miktarı sıfıra yakındır. Bu özelliğinden dolayı musluk suyu “cansız su” olarak kabul edilmektedir. Şehir şebeke suyu genelde klor kokar, tadı pek hoş değildir, zayıf bir titreşime sahiptir, antioksidasyon özelliği ve oksijeni (O2) yoktur. Bu su içildiği taktirde şehir şebeke suları vücudun üçte ikisini kaplıyor demektir.

Ayrıca içmenin yanı sıra pişirme, banyo yapma ve diş fırçalama gibi yollarla da “cansız su” vücudu etkilemektedir. Oysa enerjisi yüksek, hafızası temiz, oksijen (O2) yönünden zengin su içmek vücuttaki zehirli maddelerin atılmasına da yardımcı olacaktır.

Genel olarak suya oksijen (O2) kazandırmanın iki yöntemi vardır. Birincisi geleneksel bir metot olan buzdolabı kullanarak suyu soğutmak ve bu yolla suyu daha fazla oksijen (O2) tutar hale getirmektir. İkincisi de moleküllerin arasına basınçla oksijen (O2) vererek oksijen (O2) miktarını artırmaktır.

Ozonlanmış (O3) su oksijen (O2) miktarı açısından zengindir, ancak çok hızlı uçtuğu için oksijen (O2) verimi alma açısından hemen içilmelidir.

Bu nedenle şişelenmiş sular veya hemen tüketilmeyeceği durumlarda oksijen (O2) kazandırılmış sular iyi bir seçim değildir.