Suyun Temiz olması

Kaliteli suyun en temel şartı biyolojik, kimyasal ve fiziksel yönden temiz olması, yani hastalık yapıcı organizmaları içermemesidir. İçme sularımız havadaki kimyasal kirlilikten, yani nitrojen (N) (azot olarak da bilinir), karbonmonoksit (CO), nitrojendioksit (NO2) ve kükürt (S) içeren gazlardan dolayı kirlenir.

Asit yağmurlarına neden olan bu durum toprağın ve suyun büyük zarar görmesine yol açar. Ayrıca tarım ilaçları gibi zararlı kimyasallar da yağmur sularıyla nehirlere taşınır. Nehirler evsel ve çiftlik hayvanlarının atık sularını da barındırır. Bu nedenle arıtılmış sular yüksek oranda klorla (Cl) dezenfekte edilir. Bunun yanı sıra suların evlere dağıtılması sırasında boru hatlarındaki pas gibi istenmeyen maddeler de musluktan akan suyun içerisine karışmaktadır.

Suyun biyolojik olarak da temiz ve saf olması, yani hastalık yapıcı bakteri, virüs gibi patolojik mikroorganizmaları içermemesi çok önemlidir.

Bu özellik diğerlerinden çok daha öncelikli sayılmalıdır, çünkü salgın hastalıklara neden olabilen su, toplu ölümlere kadar varan zararlara yol açabilmektedir. Suyun öncellikle bu zararlı içerikten arındırılması ve temiz su haline dönüştürülmesi gerekmektedir.

Canlı su saf ve temiz olduğu, her şeyden önce insanı hasta eden, salgınlara ve hatta toplu ölümlere neden olan zararlı organizmaları içermediği için sağlıklı olmamızı sağlar. Uzun süre içildiğinde vücuttaki toksinli maddelerin atılmasına ve hücrelerin daha verimli çalışmasına yardımcı olur. Hücreler daha verimli çalıştığı zaman kişi kendini eskiye oranla daha dinamik, enerjik, sağlıklı ve mutlu hissedecektir.

Temiz su içerek birçok hastalıktan –özellikle çocukları ve yaşlıları etkileyen– korunmuş olursunuz. Bu hastalıkların başında tifo, kanlı ishal, kolera, çocuk felci, sıtma, menenjit, dizanteri, çocuklarda görülen yaz ishalleri, gıda zehirlenmeleri, parazitler, enfeksiyonlar, hepatit A ve hepatit B hastalıkları gelmektedir.

Günümüzde aşı, tedavi ve ileri arıtma yöntemleri sayesinde su kaynaklı hastalıkların azaltılmasına yönelik calışmalar yoğunlaşmıştır. Buna karşılık artan nüfus -dolayısıyla atık miktarı-, kontrolsüz kanalizasyon ve atık deşarjları gelişmekte olan ve gelişmemiş ülkelerde hâlâ önemli bir sorun olma özelliğini muhafaza etmektedir.

Suyun hafızasının da temiz olması, bilgi olarak taşıdığı hastalıkların oluşmasını önlemek adına önemlidir.