Germanyum (Ge)

Varlığı 1871’de Rus kimyager Dimitri Mendeleyev tarafından tahmin edilmiştir. 1886 yılında ise Alman kimyager Clemens Winkler, sülfitli bir minerali analiz ederek şimdiye kadar rastlamadığı bir element elde etmiş ve ülkesine izafeten de germanyum adını vermiştir. 1948 yılında Japon bilim insanı Kazuhiko Asai tarafından organik germanyum kömürden ayrılmıştır. Ancak 1967 yılında suda çözünen organik germanyum bileşiği sentezlemeyi başarmıştır.

Bu bileşiğin kimyasal formülü (Ge-CH2-CH2COOH)2O3 şeklindedir ve Ge-132 olarak adlandırılır. Asai, aynı dönemde romatoid eklem iltihabı olan bazı hastalarında germanyumu denemiş ve on gün içerisinde bu rahatsızlığın yok olduğunu gözlemlemiştir. Germanyumun tarih boyunca sahip olduğu imaj son yüzyılda değişmiştir. Önceleri memelilerde zehirli bir madde olarak kabul edilirdi. Ayrıca bu element 1950’lerde birçok hastalığın oluşmasından da sorumlu tutulmuştur. Son otuz yılda yapılan araştırmalar ise germanyumun büyüleyici bir element olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Vücuttaki Görevleri
Germanyumun en önemli görevi hücrelerarası jonksiyonel* boşlukları nın iletişimini kurarak kolestrolü, hipertansiyona neden olan lipitleri ve lipofusinileri** ve bunamayı önlemesidir. Germanyum bağışıklık sistemini güçlendirir. Bağışıklığı desteklemesi sayesinde AIDS tedavisinde ve korunmasında da önerilmektedir.

Yetişkin hastalıkları üzerindeki mucizevi etkilerinden ve sentezlenebilen germanyumun anormal hücrelerin oluşmasını önlediğini, genlerin fonksiyonlarını düzenleyebildiğini ve yaşlanma sürecini yavaşlatabileceğini gösteren çalışmalardan dolayı son zamanlarda germanyumu tıpta önleme/tedavi etme sınıfında kabul edenlerin sayısı artmaktadır. Organik germanyum bileşiklerinin elektronik yapısı tedavi edici özellikte olabilir. Vücutta yarı iletken benzeri bir fonksiyona sahip olmamasına rağmen, organik germanyumların elektronik yapısı ve biçimi ağır metaller ve serbest radikaller gibi zehirli maddeleri yok etmek ve nötrleştirmek ve hücreleri radyasyondan korumak gibi birçok göresvi gerçekleştirebilmesini sağlamaktadır.

* (Kardiyoloji): Atriyo-ventriküler kavşak ya da düğüm (Aschoff-Tawara düğümü) bölgesiyle ilgili.

** Bazı dokularda rastlanılan esmer renkli kromolipoid pigment. Yaşlılıkta ve bazı dejeneratif hastalıklarda çekirdek çevresine yerleşen ya da sitoplâzma içinde lekeler şeklinde, açık kahve renkli ya da sarı pigment (lipofuskin ya da lipokrom) bulunmasına pigment dejenerasyonu adı verilir.

Germanyum Yönünden Zengin Besinler
Germanyumun izleri neredeyse bütün besinlerde, hayvanlarda vebitkilerde görülmektedir. En fazla fasulyede (100 gramda) (0,46 mg), istiridyede (0,2 mg), ton balığında (0,2 mg) ve kuru balıkta (0,36 mg) bulunur. İnsanların günlük tüketimleri (besin piramidine göre) 0,9-3,2 mg düzeyindedir. Bu özellikleriyle germanyum insanlarda ultra iz elementler sınıfına girmektedir ve günlük olarak 25-30 miligram/gün koruma amaçlı, küçük rahatsızlıklarda 50-100 miligram/gün ve ağır durumlarda 500 miligram kullanılması önerilir. Bu değerlerin işlem görmemiş besinler için geçerli olduğu unutulmamalıdır.